P kalma

Discordianismo

2018.05.25 22:04 minimalista Discordianismo

Templo Digital da MultiCabala dos Muito Confusos, seção Reddit. Somos uns tolos, filósofos, `patafísicos e loucos juntos & desunidos intrigados com Éris, a Deusa da Discórdia, do Caos, da Confusão, da Burocracia e de outras peripécias.
[link]


2020.10.25 23:59 karanotlar VE TÜRK’ÜN GÜCÜ TEST EDİLDİ

Osmanlı’dan sonra kurulan yüzyıllık Türkiye’nin gücü nedir? Stratejisi, geleceği ve uygarlık seviyesi itibariyle pozisyonu nasıl görülüyor? Toplum devlet ilişkisi, toplum bilinci ve devlet kurgusu ne düzeydedir? Ve bu devletin gücünü test etmek mümkün mü?Kurgu ile gerçekleştirilen darbeden sonra devlet, aynen yüzyıl önceki gibi, kendini yeniden reorganize etti. Yek vücud olup sınır içinde ve dışında savunmadan çıkıp atak pozisyonuna geçti. Kemalistler, muhafazakar İslamcılar, milliyetçiler güç birliğine gitti. İktidarı ve muhalefetiyle toplumu da hazırlayıp ırkçılıkla donattılar. Ekonomik, siyasal, sosyal krizlerin hepsini bastırdılar. Provokasyonlarla karşı düşmanlar oluştururken, propaganda ve hamasi söylemlerle de safları ırkçı milliyetçi emellerle beslediler. Eş zamanlı olarak operasyonlara geçtiler. Kürt kentlerine tanklar ve toplarla saldırı başlattılar, ardından yerel yönetimleri gasp ettiler. Kürt siyasetçilerini, STK temsilcilerini o gün bügündür aralıksız tutukluyorlar. Aynı şekilde batı bölgelerinde sendikaları, STK yönetici ve üyelerini, Îslamcısından solcusuna, liberaline değin bir dizi tutuklamalara gittiler, sürgünlere sebep oldular. Akabinde Antep’te bir Kürt düğününde onlarca sivil insanın ölümüne yol açacak katliamı gerekçe yapıp Suriye’ye girdiler. Böylece belki ilk kez bu kadar açık biçimde saldırı girişiminde bulundular. Bab-Cerablus ardından Afrin, devamında Serêkaniyê ve Girê Spî işgaliyle toprak ele geçirme hevesini açıkça gösterdiler. Sonra Akdeniz’in fethi ve Libya’ya akın etme hayallerinin peşinden gidildi. Kürdistan’da ilk elde Xakurke, devamında Heftanin’de kalıcı olacak biçiminde saldırı girişiminde bulundular. Kerkük’te paramiliter güçleri organize ederek müdahil olma, Başika’da Sunni Arapları eğiterek Şengal ve Musul’u da çevreleme ve denetim alanına almaya çalışıyorlar. Askeri güç yanı sıra istihbarat eliyle ajanlaştırma, entrika, bağlı örgütler oluşturup güç olma derdindeler. Nihayetinde şimdi Karabağ’dalar. Kudüs, Kerkük ardından Karabağ’da da kronik kriz yaratmak için birçok güçle birlikte fitili yaktılar. Bu kentlerde dinsel, etnik, politik krizler hiçbir zaman çözüme kavuşmaz. Stratejik pozisyonları, zengin doğal kaynaklara yakınlıkları, etnik ve kültürel çoğulculuk birçok gücün müdahalesine, komplo ve entrikasına zemin olur. Kriz derinleştikçe müdahil ülkeler, çevre ülke ve bölgeler ister istemez etkilenir, krizden kaynaklı istikrarsızlık, bağımlılık, çatışma ve çözümsüzlükle baş başa kalır. Erdoğan, Akar, Fidan, Bahçeli, Başbuğ, Soylu’dan oluşan koalisyona Çiller, Ağar, Alan, Çakıcı gibi 90’ların karanlık döneminin sorumluları da açıktan destek veriyor. Halkı da belli ölçülerde etkilerine almış durumdalar. Peki ne yaptılar? Birkaç cephede birlikte çatışma yürüttüler, istihbarat veya taktiklerle kaos ve krizler çıkarıp farklı ülkeleri karşı karşıya getirdiler, sorunlara ortak ettiler; ABD-Rusya gibi büyük güçler arasındaki çatlaklardan yararlanmak için denge ve dengesizlikleri kullanarak çıkar sağlamaya çalıştılar. AB ile demokrasi uyum süreci ve ekonomik işbirliğini bir kenara bırakırken, mültecileri, radikal İslamcıların şiddetini bir araca dönüştürüp Avrupa’ya karşı şantaj, tehdit ve şiddete dönüştürdüler, para talep ettiler, uygulamalarına sessiz kalmalarını istediler. Kısmen başardılar da. Tekstil, turizm, inşaat ve tarıma dayalı ekonomiye bir miktar montaj ve silah sanayini eklediler. İçeride ve dışarıda çok insan öldürdüler. Çok kaos yarattılar. Çelişkileri ve uzlaşmazlıkları büyüttüler ve bundan da kahramanlık hikayeleri çıkardılar. Peki gerçekten öyle mi? Süreci bir test olarak kabul edip sonuçlarına baktığımızda TC Osmanlı’dan bir adım öteye gitmiş değil. Hala fetihçi mantıkla hareket ediyor. Hala bir türlü dikiş tutturamayan Türkçülüğü kurmaya çalışıyor ve bunun dışında kalanları asimilasyon, şiddet, sürgün ve katliamla eritme, yok etme ısrarını elden bırakmıyor. Kapitalist sistemin düsturu olan kalkınma, refah, demokrasi, pazar serbestiyeti, rekabet, sermayenin özgürlüğü konusunda dahil hala anlaşılır bir ilerleyiş yoktur. Ve bu yapı Libya’da diskalifiye edildi. Akdeniz’den adeta kovuldu. Suriye’de tüm saldırı, şantaj ve tehditlerine rağmen gerileme ve çekilme sürecine girdi. Arap dünyasından tecrit edildi. Ambargoya maruz kaldı. İlk kez ele geçirip kalma iddiasıyla oluşturduğu strateji çerçevesinde Xakurke ve Heftanin’de PKK sahasına girdi. Birkaç tepede de güçleri konumlandı. Ama bu adeta bir yenilginin habercisi gibi duruyor. Çünkü 10’larca yıldır büyük özlemini duydukları bazı alanları ele geçirerek, hatta sloganlaştırdıkları gibi Kandil’e bayrak dikseler dahi Özgürlük Hareketi’ni bitiremeyecekleri anlaşıldı. Bir musibet bin nasihattan hayırlıdır misaliyle görüldü ki, tepe ve toprak ele geçirmeyle hareketin ne askeri gücü kırılır, ne politik etkisi, ne de halk ile bağı koparılabilir. Aksine hakeketin daha da yayılması, hatta Türkiye içlerine dahi taşmasına fırsat verecek bir düşünsel, askeri ve politik zemine fırsat vermiştir. Şimdi Karabağ’da Azerileri kışkırtarak Ermenileri de katlederek yüzyıllık planını tamamlamanın hayalini kuruyor. Oysa Pers uygarlığıyla karşı karşıyadır. Oysa Kudüs, Kerkük gibi Karabağ da bir girdaptır ve uğraşan bütün güçleri yuttuğu, tükettiği gibi Türkiye’yi de çürütme, parçalama, izole etme sürecine sokmuştur. Gayet net anlaşılıyor ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin durumu Osmanlı’nın bitişinin öncesindeki 10-15 yıla benzemektedir. Farklı coğrafyaların, siyasal düşüncelerin, radikal grupların, sorunlu devletlerin meselelerini de vakumlamış, içine çekmiştir. Örneğin radikal İslamcıların, etnik grupların, mültecilerin, sınırdaş ülkelerin, devrimci demokratik hareketlerin müdahalesine açık hale gelmiştir. Mevcut statüko artık tükeniş sürecindedir.
Ehmed Pelda http://www.yeniyasamgazetesi2.com/ve-turkun-gucu-test-edildi/
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.10.25 15:08 PeachWorms How can I test my 'Kalma' bars?

Hi so I got 25 of these 2mg Alprazolam 'Kalma' bars which after a little researching am pretty sure they are counterfeit. Is there any way I can test these to see if they at least contain some form of benzo? And for any harmful chemicals I want to avoid? I'm located in Australia if that makes any difference.
Thank you any help appreciated.
submitted by PeachWorms to ReagentTesting [link] [comments]


2020.10.24 15:36 egitimciadam Eryaman dershane

İstediğiniz bölümü ya da üniversiteyi ilk denemenizde kazanamamış olabilirsiniz. Bu çok normal ve birçok öğrencinin yaşadığı bir durumdur. Uzun yıllar süren eğitim hayatından sonra her sabah kalkıp, okula gitmediğiniz günler ilk başta size çok tuhaf gelecektir. Okula gitmeden ders çalışmak zordur. Evde de ders çalışılabilir ama disiplin için dershaneye gitmek şarttır. Eryaman mezun dershanesiarayanlar için en iyi seçenekleri sunar. Bu dönemde siz de bir sene önceki hataları yapmamak için iyi bir dershane seçmeyi hedeflersiniz. İyi bir dershane ile hayalini kurduğunuz üniversiteye kavuşabilirsiniz.
Mezuna Kalma Stresi
Mezuna kalmak her öğrencinin kaldırabileceği bir durum değildir. Bu öğrenciler başarısız değildir. Genelde mezuna kalanlar bir bölüm ya da üniversite hedefi olan öğrencilerdir. Ne istediklerini bilirler ve tekrar hazırlanmayı tercih ederler. Ülkemizde yüzlerce üniversite ve bölüm bulunmaktadır. Sadece üniversiteye gitmiş olmak için gidilecek çok bölüm ve üniversite bulunabilir. Ama önemli olan istediğine ulaşmaktır. Bunun için de tekrar bir disiplin içine girip en iyi şekilde çalışmak gerekir. Mezun öğrencilerin üzerindeki sorumluluk daha fazladır. Bir yıl kaybetmenin verdiği stres ile başa çıkmak zordur. Arkadaşları üniversiteye başlamışken, evde kalmış olmaları zor bir durumdur. Bunun bir eksiklik olmadığını öncelikle öğrenciye anlatmak gerekir. Hedeflere ulaşmak için bazen beklemek gerekir. Bu durum da aynı bekleme sürecidir. En iyi şekilde hazırlanmaları için Eryaman mezun dershanesi önerebilirsiniz. Öğrenciyi anlayan ve yol gösteren birilerin olması çok önemlidir. Bu durumda öğrenci tekrar motive olarak çalışmaya başlayacaktır. Mezun dönemini mutlu ve huzurlu geçirdiğinde hedefine ulaşmaması için bir neden yoktur. İyi bir çalışma disiplini ve nitelikli öğretmenlere sahip dershane ile başarıyı yakalayacaktır. Mezun döneminin en güzel yani sadece sınava odaklanmaktır. Okul dersleri ile uğraşmadan sadece sınav konularına odaklanabilirsiniz. İstediğiniz saate ders çalışarak kendi düzeninizi oluşturabilirsiniz. Bazı öğrenciler gece çalışmayı sever bazıları ise sabahları daha iyi ders çalıştıklarını söylerler. Kendi isteğinize göre bir çalışma takvimi hazırlamak, çalışma veriminizi arttıracaktır. Hedeflerinize odaklanın ve başaracağınıza inanın. Eryaman dershanesi bu yolda yanınızda olacaktır.
submitted by egitimciadam to u/egitimciadam [link] [comments]


2020.10.24 12:40 theblackpilledchad Dün blackpillendim

Dün bi elemanla dışarı çıktık çocukta benden daha az kas var her erkek 3 saniye baksa anlar ama benden 3,4 cm uzun ve ek olarak esmer, 2 kişilik bi kız grubu geliyordu kaldırımdan ve öylece bu cocuga baktılar amk bildigim sinyaldi birkac saniye sürse de, cocuk ikisinden biriyle konuşsa hemen numaralarını verecekler gibiydi, kisaca türkiye'de boy ve esmerlik her şeydir zengin ya da ünlü olmayanlar için tabii, sarışın/kumral sac, beyaz yüz ve orta boy ile ilkel mağara döneminden kalma dedesi köylü dişi primatlarımızı asla etkileyemezsiniz
submitted by theblackpilledchad to turkincel [link] [comments]


2020.10.23 11:50 feeling22withu Insurance: Glow up socmed posts

Hindi ko alam kung ito ba ang tamang subreddit para dito sa semi-rant ko about sa mga nagbebenta ng VUL insurance and more.
Idk, pero I think kinda insensitive na post sila ng post ng new gadgets, incentives from company and pa-foods nila sa socmed.
Like c’mon guys, may pandemic ngayon at hindi lahat may stable income. Also, di niyo ba naiisip na baka yung taong nagbabayad ng insurance ay na o-off sa ginagawa nyo kasi baka dyan nyo lang dinadala ng pera namin.
Masyadong pa-pogi and pa-ganda ng image. Ito ang ayoko sa socmed eh yung superficial life. Nako, nako.
Tara, batuhan ng takeways. Please enlighten me. Sa mga makakabasa na nag i-insurance pls kalma lang. Tell me why ganyan kayo. ✌🏻
submitted by feeling22withu to CasualPH [link] [comments]


2020.10.21 18:19 seminyuce Her ağızdan ayrı söz çıkıyor anasını sikim

Gençler ben 80 kiloyum daha önce hiç spor yapmadım benim bir 10 - 15 kilo vermem lazım ama sikicem her ağızdan bir söz çıkıyor kimi diyor oruç tut sadece su iç kimi diyo aç kalma kimi diyo şeker yeme kimi diyo fazla yeme anasını sikim nabıcam ben
submitted by seminyuce to KGBTR [link] [comments]


2020.10.21 09:31 Mrkebabb Ilk ciddi kavgam

Sene 2015 5. Sınıftayım, ilkokul bitince okul değiştirmiştim ama yeni okulda da çevrem vardı, taa çocukluktan bile kalma ağır başlı arkadaşlarım filan var (5. Sınıfta da cocuktuk amk) neyse işte geldiğim okuldada zaten kavga ediyordum ama bu kavga yeni okuldaki ilk kavgam ve ilk ciddi kavgam. Ben daha okulun bahçesine bile adımımı atmadan kapıda iki kişi karşıladı ooo Şiyar buradamiydin demeye başladılar, neyse sıraya kadar gittik baktım direk 6-7 arkadaş geldi on sıralardan, sonra diğer sınıflardan da bir-kac kişi geldi, artık çevrem sağlamdı, hiç dayak yiyemezdim. Bir okul yıkılmıştı başka bir mahallede oradan da öğrencileri bu okula yollamışlar, birisi de bize düşmüş, sınıfa geçince baktım o da etrafına topları toplamış, hava filan atıyor, arada da bana bakıyor. Sıskanın teki ama hava atıyor beni o sinirlendiriyor. Neyse ben arkadaşlarla yine en arkada arkadaşlarla kurulmuşum, benim çocukluk arkadaşı var o da dev gibi adam, adam diyorum çünkü hocayı bile devirir öyle biri, ibne kuruldu masanın üstüne. Neyse biri yanaştı yanıma, o da bahsettiğim o atarlı çocuğun yanındaydı, dedi "sana laf atıyor, annene küfrediyor, bir vursam olur gider diyor" bende gittim sordum doğru mu diye, sana ne lan dedi, sinirlendim nasıl sana ne amk bana laf atıyorsun is koyuyorsun. Neyse küfretme özür dile lan filan dedim atarlandı, yakamdan tuttu bende bilerek ayaklarımı sağlama aldım ve beni itmesine izin verdim ama duvara doğru iterken yön değiştirttim ona ve beni tahtaya doğru itmesini sağladım, herkes görsün de ilk vuran oydu diyeyim baktım vurmuyor ve sırtım artık tahtaya dayanmış, o beni iterken de herkes ooo şiyar dayak yiyor filan diyor. Bir tane yumruk patlattım burnuna baktım yere devrildi kanlar akıyor, hamsi gibi çırpınıyor, sonra bir tane de karnına tekme attım o sırada müdür yardımcısı, hayatında odadan çıkmamış olan o müdür yardımcısı oradan geçti, ve gel lan buraya dedi. Gittik o özel lobiye, adamlar ciddi ciddi koruma filan yapmış o lobiye, üst katta da boss var, biz ikinci kata çıktık, üst kattaki boss müdür yardımcısını aradı ve at okuldan gitsin dedi, tel açıkta değil ama sesi geliyor, işte hoca da dedi yok müdürüm bir olay yok sadece tartışmışlar kavga filan yok. Sonra o sıska çocuğu çıkardı odadan, karşıma geçti nerelisin dedi mardinliyim hocam dedim. Baktım delirdi lan olum sürekli pislikleri bizden olanlar mı yapacak, beni öldürmeye mı çalışıyorsunuz, filan. Ama ben hala haklı olan benim kafasında konuşuyorum. Neyse kürtçe küfürler etti, sikecekler bunlar beni, anamızı aglattilar anlamında. Sonra benimde kürtçe bildiğimi hatırladı ve yuzu kızararak beni çıkardı odadan. Çocuğun annesi çocuğu da ikna etti benden davacı olmadılar, ve şikayetçi olmadıkları için atılmaktan kurtuldum. Bu da böyle bir anımdır. Ama dövdüm çocuğu yani, 2 sene boyunca o burnundaki yamuklukla dolandı
submitted by Mrkebabb to KGBTR [link] [comments]


2020.10.20 13:03 naserious111 Diş Teli ve Estetiği

Diş Teli ve Estetiği

Ortodonti, alt ve üst çenenin yanı sıra çapraşık dişlerin uyumunu teşhis ve tedavisi ile ilgilenen diş hekimliği branşının uzmanlık dalıdır.
Diş teli kullanımı dişlerde olan çapraşık diş sorunu ortadan kaldırmaktadır. Diş teli kullanılarak çapraşık, yamuk, düzensiz halde bulunan dişler tekrardan düzenli bir şekle sokulabilmektedir.

Diş Teli Çeşitleri

Diş Teli kullanılmaya başlandıktan sonra ona alışmak biraz zaman alacaktır. Ancak günler geçtikçe hastayı daha az rahatsız etmeye başlar. Diş teli kullanmaya başlandıktan sonraki dönemlerde dişlere şekil verildiği için ağrı hissedilmesi çok doğaldır. Bu ağrının, ağrı kesicilerle kolaylıkla üstesinden gelinebilir.
Çapraşık veya yamuk dişleriniz varsa ve diş teli kullanmak istiyorsanız eğer bu konuda size en uygun fiyatlarımızı vereceğimizden emin olabilirsiniz. Deneyimli diş hekimlerimiz ve çok uygun diş teli fiyatlarımız sayesinde sizler için en uygun seçenek olmaktayız. Bizimle haftanın 7 günü iletişime geçebilirsiniz.
submitted by naserious111 to u/naserious111 [link] [comments]


2020.10.20 10:27 Obeziteameliyati Mide Balonu Uygulaması

Mide Balonu Uygulaması

Mide Balonu Ameliyatı

Mide balonu, cerrahi bir operasyon gerektirmeden uygulanan ve fazla kilosu bulunan kişilerin kilo vermesini sağlayan bir yöntem olarak sıklıkla kullanılmaktadır. Bu uygulamada, bir endoskopi cihazı ile mideye girilmekte ve midenin içine hava ya da sıvı oldurulmuş olan bir balon yerleştirilmektedir. Oldukça kısa bir süre içerisinde gerçekleştirilen bu işlem sonrasında kişiler normalinden daha az acıkmakta ve az gıda ürünü ile daha fazla doymaktadır. Böylelikle kilo verilmesi sağlanmaktadır. Günümüzde oldukça yaygın olarak tercih edilen bu yöntem, kilo verilmesini sağlamak için oldukça etkili olmaktadır.
Mide balonu uygulaması ile kilo vermek isteyen kişiler öncelikle uygulamanın gereklilikleri hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Çünkü obezite cerrahisi kapsamında kalıcı olan bir uygulama değildir. Bu işlemi yaptıracak olan kişilerin yaşamlarından değişiklik yapması kaçınılmazdır.

Mide Balonu Nedir?

Mide balonu yöntemi, fazla kilosu bulunan kişilerin zayıflamasını sağlayan bir yöntemdir. Bu yöntemde kişilere herhangi bir kesi atılmamaktadır çünkü mide balonu yöntemi cerrahi bir operasyon değildir. Bu uygulamada endoskopi yöntemi kullanılmaktadır. Kişilerin ağızlarından ucunda görüntüleme cihazı bulunan bir endoskopi cihazı mideye kadar uzatılmaktadır. Monitör üzerinden görüntü izlemesini yapan hekimler, boş bir balonu mideye ulaştığında yerleştirmekte ve daha sonra sıvı ya da hava ile doldurarak işlemi sonlandırmaktadır.
İşlem sırasında hava ya da sıvı doldurulan mide balonu, kişilerin midesine baskı yapmakta ve doygunluk hissinin gerçekleşmesini sağlamaktadır. Midesinde balon bulunan kişiler, daha az yemek yiyerek doygunluk hissine sahip olmaktadır. Herhangi bir kesi atılmadan, cerrahi işlem uygulanmayan bu zayıflama yönteminde kişilere kısa süreli olarak anestezi uygulanmaktadır. Dolayısı ile işlem sırasında anestezi etkisiyle acı ya da ağrı hissedilmemektedir. İşlem sonrasında da ağrı ya da acı duyulmasına neden olacak bir durum yaşanmamaktadır.
Endeskopik Mide Balonu uygulaması ile kilo vermek isteyen kişiler öncelikle uygulamanın gereklilikleri hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Çünkü obezite cerrahisi kapsamında kalıcı olan bir uygulama değildir. Bu işlemi yaptıracak olan kişilerin yaşamlarından değişiklik yapması kaçınılmazdır.
https://preview.redd.it/4i5x4jtlm7u51.jpg?width=1024&format=pjpg&auto=webp&s=8b2031035b1ba36f369e892c16c89b859265c2f8

Kimler Mide Balonu Yaptırabilir?

Tüp mide uygulamasını aşırı kilolarından şikayetçi olan herkes yaptırabilmektedir. Fakat balon yöntemi ile kilo vermek isteyen kişilerin öncelikle bir doktor muayenesine gitmesi ve uzman görüşü alması gerekmektedir. Çünkü mide balonu, herkesin fazla kilolarından kurtulmasını sağlayacak bir yöntem değildir. Bu yöntemin hangi kişiler üzerinde etkili olacağı uzman hekimler tarafından belirlenmektedir.
Mide balonu uygulaması için ideal olan kişiler; vücut kitle indeksi 30 ile 40 olan kişilerdir. Genel olarak mide balonu uygulaması aşırı kiloya sahip olan yani obezite hastası olan kişilerin, obezite cerrahisine başvurmadan önce uygulattığı bir işlemdir. Bu uygulama sayesinde obezite cerrahisi kapsamında operasyon olacak kişilerin kilo vermesi sağlanmaktadır.

Kimler Mide Balonu Yaptıramaz?

Mide balonu genel sağlık durumu elverişli olan ve morbid obezite kategorisinde yer almayan kişilere uygulanabilmektedir fakat kısıtlılıkları da bulunmaktadır.
Midesinde çeşitli rahatsızlıklar bulunan kişiler, mide rahatsızlıklarını gidermeden taktıramamaktadır. Bu nedenle mide rahatsızlığı olan kişilerin öncelikle gerekli olan tedaviyi uygulaması gerekmektedir.
Bununla birlikte kortizon kullanımı yapan kişilerle gebe kadınlara da mide balonu işlemi yapılamamaktadır.

Mide Balonu Ne Kadar Süre Vücutta Kalır?

Mide balonunun vücutta kalma süresi; 6 ay ile 1 yıl arasında değişmektedir. Mide balonu yönteminde kişilerin midesine harici bir balon yerleştirilmektedir ve bu balon minimum 6 ay, maksimum da 1 yıl midede kalabilmektedir. Süre sonunda yapılacak olan kontrollerin doğrultusunda çıkartılması gerekmektedir.
Mide balonu, mideye yerleştirildiği gibi yani endoskopi ile çıkarılmaktadır. Dolayısı ile endoskopi dışında zorlayıcı herhangi bir yönü bulunmamaktadır.

Mide Balonu Yöntemiyle Kaç Kilo Verilebilir?

Mide balonu uygulamasının temel amacı; kişilerin iştahını azaltmak ve az yemekle doymasını sağlamaktır. Bu doğrultuda kişiler, uygulamadan hemen sonra mide balonunun etkisini görmeye başlamaktadır. Genel olarak mide balonu uygulaması yapılan kişilere bakıldığında; ilk birkaç ay içerisinde 10 kiloya kadar zayıflandığı görülmektedir. Balonu çıkartıldıktan sonra da kişilerin çabasına bağlı olarak kilo verimi devam etmektedir.
Mide balonu uygulaması tek başına kilo verilmesini sağlamaya yetmemektedir. Bilimsel olarak; mide balonu uygulatan kişiler doygunluk hissine daha çok ulaşmakta ve bu nedenle daha az yemek yemektedir fakat bu bir süreçtir ve kişiler bu süreçte yeme içme alışkanlıkları üzerinde değişiklikler yapmalıdır. Minimum 6 ay, maksimum 1 yıl midede kalabilen mide balonu süresince tavsiye edilen; kişilerin sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıklarını benimsemesi ve bununla birlikte hareketli bir yaşam tarzına geçmesidir. Böylelikle kişiler, mide balonunun çıkartılmasından sonra da kilo verebilmekte ve ideal kilosunu koruyabilmektedir.

Mide Balonu Sonrası Süreç Nasıl İşler?

Mideye balon uygulamasının gerçekleşmesiyle kişiler, uygulamanın etkisini hemen görmeye başlamaktadır. Bu uygulama sonrasındaki ilk günlerde genel olarak bir yabancılık hissi yaşanabilmekte ve hatta mide bulantıları söz konusu olabilmektedir fakat bu geçici bir durumdur. Kısa zaman içerisinde bu yöntemi kullanan kişiler alışmaya başlamaktadır.
Uygulama sonrası birinci hafta şikayeti olan kişiler genellikle ikinci haftada şikayetlerinden kurtulmakta ve etki görmeye başlamaktadır. İşlem sonrasında üçüncü haftada ise vücut tamamen mide balonuna uyum sağlamaktadır.

Mide Balonu Sonrası Nasıl Beslenilmelidir?

Mide balonu işleminden sonra kişilerin benimsemesi ve uygulaması gereken diyet programı, uzman hekimlerin kontrolünde diyetisyenler tarafından oluşturulmaktadır. Bu süreçte her bireyin uygulayacağı diyet programı farklıdır. Dolayısı ile aynı yöntemi uygulatmış olan başka kişilerin diyet programı ile kişilerin kendi diyet programları benzerlik göstermektedir. Bu süreçte yapılması gereken; kişiye özel olarak hazırlanmış olan programa uyulmasıdır.
Her ne kadar her kişinin diyet programı farklı olsa da mide balonu işlemini yaptıran kişiler, hızlı yemek yeme alışkanlıklarına son vermeli ve yemek esnasında doygunluk hissine ulaştığında yemek yemeyi bırakmalıdır. Eğer yemek sonrasında mide bulantısı ya da hıçkırık gibi durumlar söz konusu oluyorsa, bu durum aşırı yemek yendiğinin ya da olması gerekenden hızlı yemek yendiğinin göstergesi olarak nitelendirilmektedir.

Operasyon Sonrası Egzersiz Yapılmalı Mı?

Mide balonu yöntemi tek başına kilo verilmesini sağlamak için etkili olan bir yöntem değildir. Mide balonu taktırmak, kilo verilmesini sağlamak için oldukça büyük bir etkiye sahiptir ve bu sürecin egzersiz gibi aktivitelerle de desteklenmesi gerekmektedir. Doğru yemek yeme alışkanlıkları ve egzersizler ile mide balonu uygulamasından maksimum fayda görülebilmektedir. Bu sebeple tavsiye edilen; mide balonu taktıran kişilerin hayatlarında köklü bir değişiklik yapması ve hareketli bir yaşam tarzı benimseyerek egzersizlere de yaşamında yer vermesidir.

Mide Balonunun Zararı Var Mıdır?

Mide balonu yönteminin genel sağlık durumu için riske neden olabilecek herhangi bir zararı bulunmamaktadır fakat mide balonu harici bir madde olduğundan dolayı kişilerin alışması zaman alabilmektedir. Alışma süreci boyunca kişiler zaman zaman mide bulantıları yaşayabilmekte ve hatta kusma nöbetleri geçirebilmektedir. Sınırlı sürede midede bulundurulabilen mide balonu, süreci dolunca çıkartıldığı için herhangi bir zarara sebebiyet vermemektedir.
Kilo verilmesini sağlamak için bu yöntemi tercih etmek çoğu zaman olumlu sonuçların görülmesini sağlamaktadır fakat bu durum herkes için geçerli değildir. Yeme içme alışkanlıklarını balon midesinde kaldığı sürece değiştirmeyen kişiler, balon çıkartıldıktan sonra tekrar kilo alabilmektedir. Dolayısı ile bu süreçte önemli olan nokta; kişilerin sağlıklı beslenme düzenine geçiş yapmasıdır. Kilo vermek istiyorum diyenlerin rahatlıkla düşünebileceği bir işlemdir.

https://preview.redd.it/ecrmszawm7u51.jpg?width=512&format=pjpg&auto=webp&s=ad38a391329298f2ea80eccc90801bf604564b79
Lütfen Unutmayın, Obezite Tedavi Edilebilir Bir Hastalıktır! Tüm Obezite Sorularınız için Bizimle İletişime Geçebilirsiniz. Şişli Mecidiyeköy'de bulunan İstanbul Obezite Cerrahisi Kliniğimizde Hizmet Vermekteyiz.
İletişim Bilgilerimize Ulaşmak İçin: Obezite Kliniği
Sosyal Medya'da Bizi Takip Etmeyi Unutmayın: Obezite Facebook - Obezite Instagram - Obezite Youtube
submitted by Obeziteameliyati to u/Obeziteameliyati [link] [comments]


2020.10.19 21:03 TengristKham Kaptan Victarion Greyjoy

İsim: Victarion
Unvan: Nagga'nın Çekici'nin Kaptanı
Yaş: 22
Meslek: Gemi Kaptanı
Hikaye:
FS 159'da Pyke'da gecede dünyaya gözlerini açtı. Fırtınanın nemini, deniz suyunun tuzlu kokusunu, dalgaların taşlara çarpmasını ve gemilerin fırtınada hayatta kalma çabasını duyarak dünyaya gelmesi onun kaderine işaretti. O da ataları gibi, babası gibi bir demir adam olacaktı, damarlarında denizin tuzlu suyu akıyordu. Bir Demir Adam olacaktı, Kaptan olacaktı, Amiral olacaktı, babasından sonra Orak Lordu olacaktı belki de. Kesinlikle denizcilik konusunda .
Erken Yaşam
Geniş omuzlu, uzun boylu, kaslı bir vücut yapısına sahipti Victarion. Uzun siyah saçlı, denizi içine çekmiş gibi bir tona sahip mavi gözleri vardı bu Greyjoy çocuğunun. Ona ilk eğitimlerini babası vermişti; Navigasyonculuk, Haritacılık, Kaptanlık, bir balta ile nasıl savaşması gerektiği ve Parmak Dansı. Bu dans eğitimi sırasında neredeyse elinden olacaktı Victarion, tabi eğer ani bir manevra yapıp diğer eliyle baltayı tutmasaydı. Deniz onun tutkusuydu, yaşam biçimiydi, hayata tutunuş sebebiydi. Deniz ve Victarion, bu ikisi birbirine tutkuyla aşık olan bir çift gibiydi. Deniz Victarion'u çağırır, Victarion giderdi. Victarion denize çıkmak istediğinde deniz onu bir sevgili gibi kucaklardı. Bu aşka mani olmak isteyen tek düşman, fırtınalardı. Habis fırtınalar bu aşkı ayırmak için şimşeklerini gönderir, denizi dalgalandırırdı. Aşıklar daha ne kadar fırtınanın getireceği hazin sondan kurtulacaktı, bunu ancak Fırtına Tanrısı denen şeytan ve Boğulmuş Tanrı bilebilirdi.

Haklının Başkaldırışı
Victarion 14 yaşındayken önemli bir olay olmuştu, bunak Querron'un kurnaz kaya karısı Adalar'da hükmetmeye başlamıştı. Babası Urron ise isyan etmiş ve hakkı olan tahtı için başkaldırı düzenlemişti. Victarion babası ile farklı gemilerde hücuma geçmişlerdi. Victarion'un daha kendini kanıtlayamaması sebebiyle babasının gemisine binememişti. O farklı bir gemide kürekçi-savaşçıydı. Savaş başladığında Victarion bir şeyi fark etmişti, yetersizdi. Öğrendikleri, gördükleri, yaşadıkları. Burada savaşması için, kaptan olması için yetersizdi. Savaşın sonuna kadar gemide olduğu birlik ile hücum etmişti, o gemiden tanıdığı insanları kaybetmişti. Gözünün önünde birileri ölmüştü. Bu 14 yaşındaki Victarion için ağır olabilir, eğer bir Greyjoy olmasaydı, eğer babasından eğitimler almasaydı. Ama ilk defa çelik ile ölen birini görmenin şaşkınlığını yaşamıştı. Kendini toparlamak için kendine bir iki tokat atmış, kendine geldiğindeyse onun boyuna uygun çift el baltası ile hücuma devam etmişti. Ekip arkadaşlarından savaş alanının ilk dersini öğrenmişti. Savaşta öldürdüğün kişinin malları senin olurdu, buna Çelik ile ödeme derlerdi. Savaşın sonunda Victarion'un durumu şöyleydi; sağ kolunda 4 çizik 2 kesik, sol kolunda 1 çizik 5 kesik, yüzünde sağ taraftaki kaşını ayırıp göz altına kadar inen bir çizik. Üstündeki eşyalardan daha iyi eşyaları meydandan almış ve daha iyi bir zırha bürünmüştü, belkide değiştirmediği tek şeyi baltasıydı. Onunla beraber savaşmış, onu korumuş, düşmanlarının canını almıştı. saraya girdiklerinde ise babası tahtında oturmaya başlamıştı bile. Savaştan sonra ise Victarion bir karar almıştı, sıfırdan başlayacaktı.

Sıfırdan Başlangıç
Victarion savaştan sonra aldığı karara uyarak sabah vakti üstündeki kıyafetleri sokak çocuklarına uygun şekilde düzenlemişti. Görünümünde ona göre ayarlamış(Tozlarla üstünü pisletmek, kömür ile üstünü çizip etmek) saçlarını iyice dağıtmıştı. Daha sonra odasından gizlice ayrılmış ve saraydan ayrılmıştı. Daha sonrasında limana inmiş ve orada bir gemi kaptanının yanına gelerek gemisinde çalışmak istediğini söylemişti. Kaptan onu süzdükten sonra kürekçi olmasında kanaat getirmiş ve Victarion'un 9 yıllık yolcuğu başlamıştı. Bu 9 yıl içinde Victarion Westeros'un tüm liman bölgelerini, Pentos'u, Lys'i Tyrosh'u, Braavos'u, Lorath'ı, Yaz Adalar'ını, Meeren'i, Yunkai'yi, Astapor'u, Qohor'u, Ibben'i, Qarth'ı ve Yi-Ti'yi gezmiş görmüştü. Bu yerlerde yeni diller öğrenmişti; Valyria dili, Yaz Dili, Ticaret Dili. Bunun haricinde gemide yükselmişti, hemde oldukça iyi bir şekilde. Öyle ki buradan öğrendiği şeyler hayatına etki edecekti. Yaptığı görevler ise şu şekilde; Haritacı, Gözcü, Davulcu, Çevirmen, Serdümen ve Yardımcı Kaptan. Kaptan'ın ölümü ile birlikte ise gemi kaptanı olmuştu, kaptan olmak için 8 yıl boyunca uğraşmıştı Victarion. Kaptan olduğunda ise ilk iş olarak kendisine bir gemi siparişi vermişti. Flaması Greyjoy Krakeni gibiydi, farklar ise Kraken'in gri olması ve gözlerinin ortasında kendi kırmızı şekilde olan kendi sembolü vardı. Siparişi tamamlanana kadar Ticaretine devam etmiş ve gemisi tamamlandığında ise kaptan olduğu gemiyi yardımcısına bırakmış ve mürettebata son bir görev vermişti. Gemisini Pyke'a götüreceklerdi. Gemisine ise Nagga'nın Çekici ismini verdi. O gün Victarion'un kalbi gurur doluydu.
Görünüm: Uzun boylu, kaslı ve geniş omuzlu. Uzun siyah saçlı, bıyıksız siyah sakallı. Deniz mavisi gözlü, sağ gözünde kaşından başlayıp göz altında biten bir çiziğe sahip.
Yelkencilik: III
Navigasyon: III
Güç: III
Lider: I
Discord Nick: TengristKham#5939
submitted by TengristKham to buz_ve_atesin_dunyasi [link] [comments]


2020.10.19 20:38 LahmacunMan Adem ile havva ile ilgili görüşüm

şahsen tüm insanlığın iki insandan türediğini düşünmek çok saçma. İki insan hiç bilmedikleri bir gezegende hiç bilmedikleri bir coğrafyaya çırılçıplak düşüyorlar. Ve kısa cennet yaşamlarında hiçbirşey bilmiyorlar. O kadar beceriksizler ki ağaçları yumruklayıp odundan kılıç yapmayı bile düşünemiyorlar, çapa yapsalar neyse diyecem ama crafting sıfır :D. Hayatta kalmak için gereken içgüdülere sahip değiller çünkü bir atadan gelmiyorlar dolayısıyla genlerle gelen içgüdüler ve bilgiler olmaz. Yani bebeklerden bile daha aptal, bilgi haznesi boş olan ve hiçbirşeyi olmayan iki canlı, yırtıcı canlılar, parazitler ve ölümcül bitkilerle dolu bir gezegende bırak hayatta kalmayı... Adam bilmem kaç posta sikişip şimdiki dominant insanların atası oluyor... Bi siktir git amk. Pubg değil bu öyle kimsenin yaşamadığı bir yerin her yerinde nedensiz bir şekilde mühimmat bulamazsın. Hayatta kalma şansları yok... Ne sikişinden bahsediyorsunuz amk
submitted by LahmacunMan to AteistTurk [link] [comments]


2020.10.19 12:48 nudree BUZAĞILARIN BAKIM VE BESLENMESİ

Buzağıların Bakım ve Beslenmesi
Doğumdan hemen sonra buzağıların beslenmesi: İlk 1 saat içerisinde buzağının en az 2 litre ağız sütü (kolostrum) içtiğinden emin olunmalıdır. Buzağıya ilk 3 gün anne sütü (kolostrum) günde 4-5 defa ve günlük 4-5 litre olarak içirilmelidir.
Doğum gerçekleşir gerçekleşmez yavrunun nefes alıp almadığı kontrol edilmelidir.
Ağız ve burnundaki müköz (sümüksü) kalıntı temizlenmelidir. Gerekirse solunumu uyarmak üzere buzağı başı aşağı gelecek şekilde sallandırılmalı, baş bölgesine soğuk su uygulanmalı ve/veya dili birkaç kez hafifçe çekilip bırakılmalıdır.
* Göbek kordonu dipten kopmamış ise karnına en yakın kısımdan başlayarak kordon
aşağıya doğru sıvazlanmalı ve içindeki sıvı boşaltılmalıdır. Daha sonra içine tentürdiyot akıtılan göbek kordonu, karına 4-5 cm uzaklıktan antiseptiğe batırılmış bir iple bağlanmalı ve bağlanan noktanın 3-4 cm altından temiz bir makasla kesilmelidir.Doğum esnasında dipten kopmuş veya kesilen göbek kordonu bölgesine, üç gün boyunca günde iki kez tentürdiyot sürülmelidir.
*Doğumdan sonra inek yavrusunu yalayarak hem yavrunun kurumasına hem de dolaşımın hızlanmasına yardımcı olur. Eğer inek herhangi bir nedenle bu işi yapmıyor ise buzağının üzerine hafif tuz serpilerek yalaması teşvik edilmeli veya kuru bir bez veya yataklık sapla; buzağı iyice silinerek, kurutulmaya çalışılmalıdır.
*Normal bir buzağı doğumundan yarım saat sonra ayağa kalkar ve bir saat içerisinde annesini emmeye çalışır. Buzağı emmeden önce, anasının meme başları ve çevresi ılık sabunlu suyla yıkanıp, temiz bir bezle kurulanmalı ve hızla emzirmeye çalıştırılmalıdır.
*Eğer yavru annesini emerse ineğin sağımı sırasında devamlı yavrunun emmesini isteyeceğinden sağım zorlaşır ve verim düşüklüğü şekillenebilir. Ayrıca memeden emen yavrunun ne kadar Kolostrum/süt içtiği de bilinemez. Bu nedenle mümkünse buzağılara ağız sütü sağılarak, mutlaka vücut ısısında (38 ºC) soğutmadan verilmesi sağlanmalıdır.
*Doğuma yaklaşık beş hafta kala meme bezinde başlayan kolostrum salgılama, gebeliğin son iki haftasında maksimum seviye ulaşır. Buzağı doğduğunda ise aniden durur. Kolostrum, doğumla beraber memeden sağılan son derece komplike bir salgıdır.Kolostrum (ağız sütü), normal süte göre 2 katı kuru madde, 3 katı mineral ve 5 katı protein içerdiği gibi yüksek oranda; buzağının acil ihtiyacı olan vitaminler, enerji, büyüme faktörleri, hormonlar ve hastalıklardan korunmasına yardım eden bağışıklık maddelerine (IgG) sahiptir. Kaliteli kolostrum buzağı için tek sağlıklı yaşam iksiridir.
* İnekler, kolostrumunda sadece karşılaştığı hastalıklara karşı koruyucu maddeleri barındırırlar. Bu nedenle başka çiftliklerden gelenlerle işletmede ki genç inekler; işletmeye özgü muhtemel hastalık etmenlerine karşı yeterli miktarda antikor (IgG) oluşturamayabileceğinden, yeni doğan buzağılar ilk 24 saat boyunca olgun ineklerden (2 ve üzeri doğum yapmış) alınacak kaliteli kolostrumla (50g/lt ˂ IgG) beslenmelidir.
*Kıvamsız, akışkan ve açık renkli kolostrum antikor ve besin maddeleri yönünde fakir olacağı için yeni doğan yavruyu hastalıklardan yeterince korumayacaktır. Bu nedenle IgG yoğunluğu 50 mg/ml altında olan kolostrumlar buzağıya ilk 24 saate değil 2-4. günlerde gıda olarak verilmelidir.
Kolostrumun kalitesi ve/veya miktarı üzerine etki eden anaya bağlı faktörler ; -Hayvan refahı; strese maruz kalması, -Kuruda kalma süresi; Sağmal ineklerin kuruda yaklaşık 40 günden az veya 70 günden fazla kalması, -Mevsim; gebeliğin son döneminde özelikle de düvelerde IgG seviyesini % 20 oranında düşürmesine neden olan sıcaklık stresi, Kolostrum ne kadar koyu renkli ve yoğun-krema kıvamında ise o kadar kalitelidir. Ağız sütünün kalitesi gözle anlaşılabilir. Ancak işletmelerin kolostrumun kalitesini belirleyen kolostrometreye sahip olmasında fayda vardır. Bu amaçla ağız sütünün bağışıklık düzeyini belirlemede dansimetre veya Brix refraktometresi (%0-32) kullanılabilir. Brix değeri (yoğunluğu) % 22(50 mg/ml) veya oda ısısında dansimetre yoğunluğu 1050 ve üzeri kolostrumlar kaliteli olarak kabul edilmektedir. - Bakım ve besleme koşulları; havasız, karanlık, hareketsiz ve kirli ortamlar, açlık, yetersiz ve/veya dengesiz rasyonlar, başta selenyum ve E vitamini olmak üzere mineral ve vitamin yetersizlikleri, -Mastitis ve diğer hastalıklar; Klinik mastitis ve diğer birçok patojenik hastalık etkini, kolostrumun miktarını ve kalitesini olumsuz etkilediği gibi kolostrumla da yavruya geçmektedir. Ancak subklinik mastitis de kolostrumun IgG konsantrasyonu düşerken, üretim miktarı azalmaktadır. -Diğer faktörler; erken veya güç buzağılama, doğumdan önce sağılması veya memede sızıntı, ilk doğum veya aşırı yaşlılık, VKS 2,5 dan düşük veya 3,5 dan yüksek olmasıdır.
#buzagilarinbakımvebeslenmesi #canlihayvanpazari
submitted by nudree to u/nudree [link] [comments]


2020.10.19 07:46 FlwnSL Sizce hangisi?

Sayın kgb hulk ı önümde 2 yol var size danışmak istedim. Türkiye de 3.500tl maaş ile mühendis olarak mı çalışmalıyım yoksa Rusya da bilgisayar başı veri girişi işinde mi çalışmalıyım? Rusya daki iş de aylık 2bin dolar maaş kalma yeme içme şirkete ait
View Poll
submitted by FlwnSL to KGBTR [link] [comments]


2020.10.18 18:43 9350zia What is Islam ?

It is important for every Muslim to remember this Kalma. Now let's talk about how Islam started. It is said that Islam who has reached the people with the authority of Allah. Islam is the only universal religion that the God has chosen for all the humanity to the day of judgment. for FOR CONTINUE PLEASE VISIT - https://www.islamaurquraan.com/2020/05/islam-kya-hai.html
submitted by 9350zia to u/9350zia [link] [comments]


2020.10.17 21:07 meola147 Asgari ücrete çalışmaya başladım ama

Kardeşlerim, abilerim. Lütfen biliyorum yazı biraz uzun zamanınızı azcık almak istiyorum tavsiyelerinize çok ihtiyacım var kimsem yok.
Asgari ücrete iş gram lifefuel vermiyor tam tersi suifuel. Sevgililer geliyor onların masalarını, içtikleri ve yedikleri şeyleri temizliom amk. Beyler çok kötüyüm lan. Herkes lifefuel verir diyordu siktirsinler amk dopaminim eksilerdeydi daha fazla eksi oldu. Ulan işe girmeden önce porna+mast. Yapıyordum ve oneitis olduğum kızı GRAM düşünmüyordum 1 yıla yakındır işe girdikten sonra eve gelince nedense düşünmeye başladım lan. Porna izleyemiyorum halim yok amkkk. Heryerimin anası ağlıyor vücudumun. Alışırım diye devam etmeye çalışıom ama 5. Günüm şuan. 1 yıldır çalışan biri hergün yorgunum dedi ayaklarım ağrıdan ölüo kşeke eve gidebilsem dio alışamadım dio. Ben napacam bana lütfen tavsiye verin. Okul durumum ise bok sayılır. 25-30 doğru Türkçe ama matematikten 5 doğru çıkıyor. 2 yıllık bir bölüm seçmeyi düşünüyorum ama işsiz kalma ihtimalim var. Annem ve büyük ablam çok laf atıyordu uzun süredir kırıcı şeyler diolar evde kalıon bir emek vermion oysa onlardan para hiç istemiyorum evet hiç sadece yemek yiyorum suicidemaxxlamayı yüksek biryerden atlamayı düşünüyorum estetikmaxx için para biriktirirdim die copeliodum ama bune aq elim ayağım beynim başım bacağım götüm sikiliyor şuan. Abiler, kardeşler keşke ailemi üniversite diyip 2-3 yıl oyalasam zaten işsiz kalıcam ondan sonra suicidemaxx ama yanaşmıyorlar. Ben napmalıyım? Gerçekten napmalıyım? Yalvarırım öneri verin yaşım daha 20yi geçmedi.
submitted by meola147 to turkincel [link] [comments]


2020.10.16 07:10 darrylthedudeWayne Reviews of the Wizarding World. Part V: The Fantastic Beasts movies.

Sigh....Hello, welcome to the Wizarding World reviews, a Mini-series where I review each Harry Potter movies (including the films I named on the title) during my marathon, & then at the end I rank them. & today is the last part of my reviews, which will be the Fantastic Beasts movies....Which are considered the Wizarding World equivalent of the Star Wars Prequels, Or if your one of those people whom see the prequels as Masterpieces, then they are the wizarding world equivalent of the Star Wars Sequels. But what do I think? well let's take a look, starting with...
  1. Fantastic Beasts & Where to Find Them: Personally I thought this film was Good, not great, but good, Or at the very least okay. There where things I liked & things that I didn't like. I'll start with the things I did like. For one I love how this film has one other great things the previous Harry Potter films had, Lore & Worldbuilding. getting to see all the unique, interesting, & different creatures that newt keeps in his briefcase is awe streaking, & it's nice to see a different part of the Wizarding World in the form of the United States, which makes sense. It's called the Wizarding World, so surely there be more to it then just in the UK, Plus the US part of the Wizarding World is very unique to the UK one. The characters I also found to be very likeable, Especially Jacob who's probably my favorite character in the whole movie, He is a Muggleborn thrown into a huge adventure & is there for the ride, awesome. & Newt is a pretty interesting fellow whom also seems like a pretty good protagonist for this type of film, I also love how like Harry, he is not a straight up Gary Stew. The visuals & set pieces are also really great as always. & it's just overall a treat to revisit this wonderful world of Witchcraft & wizardry yet again. However I do have problems with the movie, which is where we get into the things I didn't like. The pacing can be really off at times, while not as bad as the next movie, there are a good handful of jarring tonal shifts, I also didn't really care about the subplot with Credence & Mr. Graves, Nor did I really like the twist of Mr. Graves being Grindelwald in disguise (though I do like how it basically states that newt is simply a smaller part of a larger & bigger story). But despite these problems, Fantastic Beasts is still a movie I enjoy, Not a great movie, but a very good movie none the less. Plain, & simple. 7/10. Not great but good. Oh & I forgot to mention, Queenie is pretty awesome too.
  2. The Crimes of Grindelwald: Argh, Now we get to.....Sigh, the Crimes of Grindelwald. This is where I officially stopped caring, yep, only two movies into the Fantastic Beasts in, & I no longer care. Though I am not surprised since like I said, along side Order of the Phoenix, this is the other one I was absolutely dreaded revisiting. Why? Well, I think the only way to do that is to explain the plot of this thing, I know that sounds bizarre, but I am sorry, that is the only way I can properly explain how Stupid, Uninspired, Inconsistent, Hollow, Dull, Stale, Formulaic, Convoluted, Continuity Breaking & Unbelievably (Excuse my Language) Retarded this Plot & Script is.
So basically the plot of the movie is that 3 Months after the events of the first movie Grindelwald escapes prison in what I will admit is actually a not to bad action sequence, Newt meets with the Ministry of Magic in Britain about lifting his travel ban, oh, & while there he meets his old flame Leta Lestrange, & his brother, Theseus Scamander, which is weird because Newt as far as I know never mentioned having a brother in the last movie but whatever, maybe it's something personal he doesn't share, I'll let it slide. Anyways, he meets with them & says that they will lift his travel ban if he becomes a Auror along side his brother to help them locate Credence, who somehow survived exploding even though that makes no sense, Newt declines because he doesn't really want to be involved in the conflict, not to mention he doesn't want to work with some bounty hunter named Gunnar Grimmson, but then afterwards Newt & Dumbledore meet & they not only retcon the first movie by implying that Dumbledore sent Newt to New York, which ruins the idea he went there on his own terms but whatever, but also Young Dumbledore also wants him to get the Credence kid or something.
Even though Newt just wants to be with his animals, & shouldn't have to be in the conflict, my head hurts, Queenie & Jacob visit Newt with the news that they are getting married, & now they turn Queenie crazy because she put a spell on him, also Jacob now remembers everything, because the memory wipe spell only took away the bad memories or something stupid like that. However Newt also finds out that fake news went out about him & Leta getting married & that Tina is not happy about it, also Queenie breaks up from Jacob, now Newt & Jacob have to go to Paris win the two sisters back, while also finding the Credence kid, or maybe it's the other way around, I can't remember the specific details, & yes that's how forgettable this film is, Also meanwhile Grindelwald raids this Muggle house & just takes it as his hideout, Credence escapes a circus with Nagini, who is a shpeshifter now, not just a really violent & vicious snake/Horecrux for Voldermort, & there just hanging out most of the time while also trying to find out Credence's lineage. Meanwhile Leta is trying to find out who Credence could be, or whatever, & Tina is trying to find Credence & teams up with this Kalma guy, Queenie is just roaming around Paris, My brain hurts, I'm tired & I want to go to bed, & then skipping to the end because I don't have all night, everyone meets at the entrance of Grindelwald's Wizard Clan rally, & we find out that...Surprise, Credence is related to both Kalma & Leta (also Kalma & Leta are related) because Credence's real name is Corvus Lestrange the V, the son of Corvus Lestrange the IV, & that Leta & Kalma are related to him, because Corvus IV used a spell to steal Kalma's mom for himself, & then he remarried & had Corvus V, & loved him more then his actual child, but then nope, apperently on the way to the US, Leta switch babies & the actual Corvus V drowned.
Anayways they end up attended Grindelwald's Monster Mash, & it's revealed that he saw visions of World War 2, & wants to stop it from happening, which means either he's lying about that being his motivation (I.E wanting to stop World War 2 from happening) or we are now routing for are characters to stop a guy who wants to stop the second World War which is kindof messed up, also his motivations are now inconsistent with what we saw in the first movie, anyways Leta dies, Queenie & Credence join Grindelwald, Newt & whoever is left fight off the Blue fire dragon.
Then they teleport to Hogwarts (which is something I don't think you can do but whatever, I don't care at this point) & give Dumbledore this Blood Pay thing (oh yeah, forgot to mention Dumbledore can't kill Grindelwald because of a pact he made with him long ago, & now Newt needs to get him there Blood Pay key chain so they can kill him or something), & we get one last screw you to the audience, when Credence is revealed that is real name, You ready, (Insert Drum roll here), Credence real name is Aurelius Dumbledore, Albus's long lost brother, which means either Grindelwald is lying or the entire Dumbledore lineage is now Inconsistent & Incoherent. As well as the entire Harry Potter lore.....Yep that's the plot...Do I even need to explain what's wrong with this. Aside other things, like the Visuals being Dull & Lame, the script feeling rushed & overbloaded, The Extended Cut having pointless filler moments, or the fact that the new characters are bland, dull, unlikeable, & forgettable, even kind sweet hearted Queenie is made into an unlikeable villain with somewhat of a Moral Compass just to have an extra conflict, & the fact that is breaks Harry Potter lore so much!! That is probably exposes how much J.K Rowling has ruined her own franchise!!!!! It does have some moments, like Jude Law as Young Dumbledore, revisiting the old Hogwarts castle again, Newt & Jacob still being a blast to watch (& Tina still being likeable thankfully), the introduction of more new creatures & Fantastic Beasts, & the music, Set Design, & Special Effects aren't that bad, but for the most part it fails to prove to me not only why it should be a series & not a one & done film, but also fails to continue the Fantastic Beasts series in a meaningful way. Period. What's worst, Is that not only do we have 3 more movies to go of a series I lost interest in literally after only TWO MOVIES!!! But also, this will probably be the last Wizarding World movie I ever watch (until the inevitable Cursed Child movie), which is sad, because I love the Harry Potter series, & I don't want the last film I watch in it to be the worst one. But it had to be, & it's even sadder when you take into account that the Fantastic Beasts movies actually could've worked as a series if done right. 2/10. So sad this marathon ended in a wimper, rather then a bang.
EDIT: Okay so I looked at the comment section this morning and quick update on Grindelwald's motivation, apperently the actual idea behind it is that Grindelwald is using it to justify his reason for wanting to rule over the muggles. Which, okay yeah that makes a little more sense, espeically when you take into account that some wizards had to fight in world war 1 and would probably rather NOT fight in it again. So yeah that does sound a little more fitting and consistent to his character. I still find it weird that they want us to route for a guy who basically wants to stop World War 2, but then again its possible if he wins he'll to do is own version of something akin to what Hitler did but on a larger scale, it makes sense to want to stop him in that regard. But yeah credit to u/Puzzlehead-ad-159 for helping me understand it better.
submitted by darrylthedudeWayne to harrypotter [link] [comments]


2020.10.15 11:27 nudree Buzağıların Bakım ve Beslenmesi

Doğumdan hemen sonra buzağıların beslenmesi: İlk 1 saat içerisinde buzağının en az 2 litre ağız sütü (kolostrum) içtiğinden emin olunmalıdır. Buzağıya ilk 3 gün anne sütü (kolostrum) günde 4-5 defa ve günlük 4-5 litre olarak içirilmelidir.
Doğum gerçekleşir gerçekleşmez yavrunun nefes alıp almadığı kontrol edilmelidir.
Ağız ve burnundaki müköz (sümüksü) kalıntı temizlenmelidir. Gerekirse solunumu uyarmak üzere buzağı başı aşağı gelecek şekilde sallandırılmalı, baş bölgesine soğuk su uygulanmalı ve/veya dili birkaç kez hafifçe çekilip bırakılmalıdır.
* Göbek kordonu dipten kopmamış ise karnına en yakın kısımdan başlayarak kordon
aşağıya doğru sıvazlanmalı ve içindeki sıvı boşaltılmalıdır. Daha sonra içine tentürdiyot akıtılan göbek kordonu, karına 4-5 cm uzaklıktan antiseptiğe batırılmış bir iple bağlanmalı ve bağlanan noktanın 3-4 cm altından temiz bir makasla kesilmelidir.Doğum esnasında dipten kopmuş veya kesilen göbek kordonu bölgesine, üç gün boyunca günde iki kez tentürdiyot sürülmelidir.
*Doğumdan sonra inek yavrusunu yalayarak hem yavrunun kurumasına hem de dolaşımın hızlanmasına yardımcı olur. Eğer inek herhangi bir nedenle bu işi yapmıyor ise buzağının üzerine hafif tuz serpilerek yalaması teşvik edilmeli veya kuru bir bez veya yataklık sapla; buzağı iyice silinerek, kurutulmaya çalışılmalıdır.
*Normal bir buzağı doğumundan yarım saat sonra ayağa kalkar ve bir saat içerisinde annesini emmeye çalışır. Buzağı emmeden önce, anasının meme başları ve çevresi ılık sabunlu suyla yıkanıp, temiz bir bezle kurulanmalı ve hızla emzirmeye çalıştırılmalıdır.
*Eğer yavru annesini emerse ineğin sağımı sırasında devamlı yavrunun emmesini isteyeceğinden sağım zorlaşır ve verim düşüklüğü şekillenebilir. Ayrıca memeden emen yavrunun ne kadar Kolostrum/süt içtiği de bilinemez. Bu nedenle mümkünse buzağılara ağız sütü sağılarak, mutlaka vücut ısısında (38 ºC) soğutmadan verilmesi sağlanmalıdır.
*Doğuma yaklaşık beş hafta kala meme bezinde başlayan kolostrum salgılama, gebeliğin son iki haftasında maksimum seviye ulaşır. Buzağı doğduğunda ise aniden durur. Kolostrum, doğumla beraber memeden sağılan son derece komplike bir salgıdır.Kolostrum (ağız sütü), normal süte göre 2 katı kuru madde, 3 katı mineral ve 5 katı protein içerdiği gibi yüksek oranda; buzağının acil ihtiyacı olan vitaminler, enerji, büyüme faktörleri, hormonlar ve hastalıklardan korunmasına yardım eden bağışıklık maddelerine (IgG) sahiptir. Kaliteli kolostrum buzağı için tek sağlıklı yaşam iksiridir.
* İnekler, kolostrumunda sadece karşılaştığı hastalıklara karşı koruyucu maddeleri barındırırlar. Bu nedenle başka çiftliklerden gelenlerle işletmede ki genç inekler; işletmeye özgü muhtemel hastalık etmenlerine karşı yeterli miktarda antikor (IgG) oluşturamayabileceğinden, yeni doğan buzağılar ilk 24 saat boyunca olgun ineklerden (2 ve üzeri doğum yapmış) alınacak kaliteli kolostrumla (50g/lt ˂ IgG) beslenmelidir.
*Kıvamsız, akışkan ve açık renkli kolostrum antikor ve besin maddeleri yönünde fakir olacağı için yeni doğan yavruyu hastalıklardan yeterince korumayacaktır. Bu nedenle IgG yoğunluğu 50 mg/ml altında olan kolostrumlar buzağıya ilk 24 saate değil 2-4. günlerde gıda olarak verilmelidir.
Kolostrumun kalitesi ve/veya miktarı üzerine etki eden anaya bağlı faktörler ; -Hayvan refahı; strese maruz kalması, -Kuruda kalma süresi; Sağmal ineklerin kuruda yaklaşık 40 günden az veya 70 günden fazla kalması, -Mevsim; gebeliğin son döneminde özelikle de düvelerde IgG seviyesini % 20 oranında düşürmesine neden olan sıcaklık stresi, Kolostrum ne kadar koyu renkli ve yoğun-krema kıvamında ise o kadar kalitelidir. Ağız sütünün kalitesi gözle anlaşılabilir. Ancak işletmelerin kolostrumun kalitesini belirleyen kolostrometreye sahip olmasında fayda vardır. Bu amaçla ağız sütünün bağışıklık düzeyini belirlemede dansimetre veya Brix refraktometresi (%0-32) kullanılabilir. Brix değeri (yoğunluğu) % 22(50 mg/ml) veya oda ısısında dansimetre yoğunluğu 1050 ve üzeri kolostrumlar kaliteli olarak kabul edilmektedir. - Bakım ve besleme koşulları; havasız, karanlık, hareketsiz ve kirli ortamlar, açlık, yetersiz ve/veya dengesiz rasyonlar, başta selenyum ve E vitamini olmak üzere mineral ve vitamin yetersizlikleri, -Mastitis ve diğer hastalıklar; Klinik mastitis ve diğer birçok patojenik hastalık etkini, kolostrumun miktarını ve kalitesini olumsuz etkilediği gibi kolostrumla da yavruya geçmektedir. Ancak subklinik mastitis de kolostrumun IgG konsantrasyonu düşerken, üretim miktarı azalmaktadır. -Diğer faktörler; erken veya güç buzağılama, doğumdan önce sağılması veya memede sızıntı, ilk doğum veya aşırı yaşlılık, VKS 2,5 dan düşük veya 3,5 dan yüksek olmasıdır.
#buzagilarinbakimvebeslenmesi #canlihayvanpazari
submitted by nudree to u/nudree [link] [comments]


2020.10.14 20:05 Weird-Preference5375 Çocuklarda Diş Sorunlarını Önlemek İçin Diyet Önerileri

Diyet, çocukların diş sağlığında önemli bir rol onerigo.com Özellikle şeker içeriği yüksek gıdaların düzenli tüketimi, diş çürümesi riskinin artmasıyla bağlantılıdır.
Karamel, şekerleme ve kuru meyve gibi “yapışkan şeker” içeren yiyecekler, ağızda daha uzun süre kalmaları ve dişlerin şekere maruz kalma süresini artırması nedeniyle diş sağlığı açısından en kötüler arasında kabul edilmektedir. Çocukların bu tür gıdalardan kaçınmaları veya en azından dişlerini yedikten sonra doğru şekilde fırçalamaları idealdir.
  1. https://akustiksahneistanbul.com/
  2. https://www.metronomusic.com/
  3. https://onerigo.com/
  4. https://sargibezifabrikasi.com/
  5. http://www.kemence.com.t
  6. https://ucakkargo.co/
  7. https://www.arabacekme.com/

Çocuğun Yaşına Göre Diş Bakımı Rehberi

Çocukların dişlerini diş etlerinden çıkar çıkmaz temizlemeye başlaması önerilir. İki yaşına kadar, diş macunu olmadan yumuşak bir diş fırçası ve su kullanmak en iyisidir. Bu, çürük oluşumunu önlemek için çok önemlidir.
İki ila yedi yaş arasındaki çocuklar için, günde iki kez dişleri temizlemek için az miktarda diş macunu (yaklaşık olarak bezelye büyüklüğünde) kullanılabilir. Dişlerini fırçaladıktan sonra, diş macununu yutmadan tükürmeleri gerekir, ancak ağzı çalkalamaları tavsiye edilmez çünkü bu florürü yıkayabilir. Çocukların iyi bir fırçalama tekniği geliştirmelerine yardımcı olmak için genellikle ebeveynlerin veya bakıcıların diş fırçalamayı denetlemeleri yararlıdır.
submitted by Weird-Preference5375 to u/Weird-Preference5375 [link] [comments]


2020.10.14 06:04 sum-poopins Anlam Arayışı ve Kölelik

Dünyada anlam bulmadan yaşamanın bir imkanı yoktur (Burada anlamdan kastedilen, içsel bir değer değil, insanın bir nevi tatmin bulması, yaptığı şeyleri ve yaşadığı hayatı "buna değer" görmesidir). Diğer hayvanlar gibi, sadece hayatta kalarak yaşama imkanımız yoktur. İnsanlar en ilkel zamanlarda bile ruhlar, tanrılar vb. diye etraflarında gördüklerini anlamlandırmış/açıklamıştır. Çok zor koşullarda yaşayan insanlar, hayatta kalma denilen olayda bir anlam bulmuş. Burada bir anlam yaratmış. Bu açıdan bakıldığında, bir insan için en yıkıcı şeylerden birisi anlam kaybıdır. Daha doğrusu, anlam kaybı denilen şey kompleks bir süreçtir ve pek çok etmenin bir göstergesidir. Örneğin yaşanılan mutsuzluk, kontrol kaybı, güçsüzleşme vb. durumların bir yansıması da anlam kaybıdır. Bu açıdan bakıldığında, siyaset felsefesi gibi toplumsal süreçlerle dünyayı açıklamak bir anlam yaratmaktadır. Lakin aktivizm gibi uğraşlar anlam yaratabildiği gibi onu yok edebilmektedir de. Örneğin, şu an Türkiye koşullarında yegane anlamı burada arayan bir kişi bu uğraştan mutsuz ve tükenmiş olarak çıkacaktır. Siyasette anlam/açıklama bulmanın kötülüğünden değil fakat bir nevi siyaset bağımlısı olmanın diğer anlam yollarını bastırmasından kaynaklanan bir durumdur. Bu tarz durumlarda yapılması gereken siyaset veya siyaset felsefesiyle bağı koparmaya çalışmak değil fakat başka mecralarda da anlam bulmaktır.
Birçok ideoloji ve ideolog, bilerek ve isteyerek, insanları kendi ideolojilerine bu şekilde bağımlı hale getirmiştir. Dünyayı anlamlandırmak için yegane felsefi yapının kendilerininki olduğunu söyleyerek, insanlardan müritler yaratmaktadırlar. Bu açıdan bakıldığında, herhangi bir düşünsel yapı, bu şekilde davranırsa, insanları sömüren bir zulüm makinası haline gelebilir veya başka bir deyişle, bir köleleştirici dev haline gelebilir. Modernizm ideolojisine yapılan eleştiri de zaten bu değil midir? Dünyayı açıklamanın, anlamlandırmanın yegane yolu olduğunu iddia eden bir ideolojik yapıya yapılan eleştirilerdir. Aynı şey komünizm için de söylenebilir. Hatta dünyanın sadece kendisi yoluyla anlamlandırılabileceğini iddia eden her yapı, köleleştiricidir. Bilimsel ideoloji de dahil, her ideoloji bu role bürünebilir (hepsi elbette bunu eşit derecede yapmaz). Absürdizm gibi bir felsefe bu açıdan özgürleştirici bir felsefedir çünkü insanın gücünden almak yerine, ona güç vermektedir. Feminizm ideolojisi de, bu açıdan, kadınlar için özgürleştirici bir felsefedir. Lakin günümüzdeki popülist solculuk, bu açıdan insanı sadece bir piyon olarak gören ve insanın hayatındaki mücadelesini baltalayan, onu sömüren bir yapıdır. İnsanlardan ideoloji uğruna kurban olmalarını, kendilerini yakmalarını beklemektedir. İnsanların kişisel sorunlarını çözmek için hiçbir yol sunmamaktadır. Tarihsel açıdan incelendiğinde, komünizm hem her zaman böyle olmuş hem de olmamıştır. Komünizm her zaman için popülist bir ideoloji olmuştur ve özellikle Marksist-Leninist yorumun ortaya çıkışıyla beraber "Sonsuz Bilim" denilen absürt kavramın ortaya çıkmasıyla, insanları ve hatta kitleleri bir piyon haline getiren bir tirana dönüşmüştür. Lakin işçi haklarını teşvik etmesi ve işçilere sağladığı kimi yararlar açısından da, onları özgürleştirici bir ideoloji olmuştur.
Şuna inanıyorum ki, hayattaki yegane anlamın ve açıklamanın kendisinde olduğunu iddia eden her felsefi yapı, yalan söylüyordur ve insanı köleleştirmektedir.
submitted by sum-poopins to ilericilik [link] [comments]


2020.10.13 23:42 Alpo_o yurt dışı

beyler 2020yks ye girip mezuna kaldım.bu sene tek düşüncem nasıl yurt dışında yaşayabilirim özellikle amerika herhangi bilgisi olan var mıdır acaba amerika olmasa bile siktirip gitsem yeter tek isteğim bu hangi mesleği bölümü seçersem ihtimal daha fazla olur bi arkadaşı akrabası bişeyi olan varsa nasıl çıktılar bu yurt dışına kafayı yicem ben yoksa burda gelecek kaygısı yaşamaktan bıktım işim olsa istediğim hayata sahil olamam ben burada 4 5 sene okuyup işsiz kalma ihtimalim de çok fazla öyle torpille girebileceğim hiçbir yer de yok okuduktan sonra da iş için de yok torpil falan
submitted by Alpo_o to KGBTR [link] [comments]


2020.10.13 18:02 Weird-Preference5375 Pandemiyle hayatımıza yeni bir kavram girdi: onerigo.com “Öksürenin Yalnızlığı”

Hayatlarımıza çok büyük fiziksel sınırlamalar getiren, “sosyal mesafe” gibi kavramları dilimize sokan onerigo Covid-19 virüsünden kaynaklanan koronavirüs pandemisi, korkularımız arasına bir yenisini daha ekledi; koronafobi... Koronavirüse yakalanmaktan, hasta olmaktan ya da belirsizlikten kaynaklanan süreçten çok olumsuz etkilenmeyi ve büyük korkular geliştirmeyi anlatan bu kelimenin hayatımızı zindana çevirmemesi için bazı noktalara dikkat etmemiz gerekiyor. Uzman Klinik Psikolog Deniz Keskin ayrıca yeni yeni hayatımıza giren “öksürenin yalnızlığı” tanımına da dikkat çekiyor.

  1. https://akustiksahneistanbul.com/
  2. https://www.metronomusic.com/
  3. https://onerigo.com/
  4. https://sargibezifabrikasi.com/
  5. http://www.kemence.com.t
  6. https://ucakkargo.co/
  7. https://www.arabacekme.com/
KORKU, ÇOK DOĞAL VE ANLAŞILIR BİR DUYGU
Koronafobinin hayatımıza etkilerini değerlendirmek için öncelikle bu korkuyu ve süreci adım adım tanımak gerekiyor. Pandemi döneminde, bulaşan bir hastalıktan korkmanın çok temel ve anlaşılır bir duygu olduğunun altını çizen Uzman Klinik Psikolog Deniz Keskin, şunları söylüyor:
"Hep birlikte, birkaç ay içinde, hayatlarımızda çok büyük bir değişimin içine girdik. Kimi zaman en yakınımızda ve her gün gazetede, televizyonda, sosyal medyada hastalığı, kaybı yaşar olduk. Tüm bunlar fazla hızlı gelişti ve bizi hazırlıksız yakaladı. Böylesi bir süreçte sarsılmak, çaresiz hissetmek, korkmak ve kaygı duymak beklenen ruhsal tepkiler."
PEKİ, KORONAFOBİ ASLINDA NEYİN KORKUSU?
Bu soruya verdiğimiz cevap, pandemi sürecinin bize etkisini anlamak için önemli. "Koronavirüsün tetiklediği korkular çeşitlidir ve hem kişiden kişiye hem de pandemi sürecine dair toplumsal değişimlere bağlı dönüşüp değişebilir" diyen Uzman Klinik Psikolog Deniz Keskin, en sık karşılaşılan koronafobi türlerini "evden dışarı çıkma, evde yalnız kalma, kalabalık, sevdiği birine zarar verme, yakını veya yabancı biri tarafından zarar görme" olarak sıralıyor. Bu süreçte Avrupa Astım ve Alerji Derneği'nin "Öksürenin yalnızlığı" diye bir bildiri yayınladığına değinen Deniz Keskin, buradan yola çıkarak "Artık öksüren biri, çevresindekilere 'Dün rüzgarda kaldım', 'Boğazıma bir şey takıldı', 'Benim polen alerjim var' gibi açıklamalar yapmaya başladı. İnsanlar, hastalıktan korktuğu kadar yalnızlaşmaktan, ötekileşmekten de korkuyor. Bu da ruh sağlığımızın ne denli sarsıldığını gösteriyor" diye anlatıyor.
submitted by Weird-Preference5375 to u/Weird-Preference5375 [link] [comments]


2020.10.11 13:00 enesk001 Huzurun Adresi; Fethiye Turları


Muğla'nın eşsiz noktalarından birisi olan Fethiye ziyaretçilerini bekliyor. Fethiye Turları firması güvencesi ile sunulan tur seçenekleri arasından bütçenize uygun olan paketi seçerek huzurlu bir yolculuğa çıkabilirsiniz. Dalyan, Ölüdeniz ve birçok yerde binlerce güzellik sizleri bekliyor. Turlar çeşitli bütçelere ayrılmış olup ortalama olarak 150 TL ile 2000 TL arasında değişiklik göstermektedir.
Büyükşehirlerin kalabalığından kaçmak, aileleri ile huzurlu vakit geçirmek isteyen kişilerin ideal tercih olan bu turlar ve Fethiye aktiviteleri ile kalabalıktan, stresten bir süre uzak kalma şansını yakalayacaksınız. Sizler için sunduğumuz platformumuz üzerinden istediğiniz aktivite çeşitlerine rezervasyon yapma imkânınız bulunuyor. Dilerseniz bizlerle iletişime geçerek de turlar hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz.
submitted by enesk001 to u/enesk001 [link] [comments]